| Louie: | Babaa bu makayna yeşil ve küflü. |
| Andy: | Sen ne diyorsun bee! Bu ıspanaklı makarna! Ben Askerdeyken her şey yeşildi; yeşil domates yeşil patates yeşil marul... |
| Louie: | Marul zaten yeşildiy baba. |
| Andy: | Tabii öyledir. Bunu biz başlattık! |
“ We have to continue the fight. Continue the fight and never
give in. Once you start on the road to emancipation,
you have to keep going. “
Filmden çıkalı beş saat kadar oldu sanırım. Ben hala etkisindeyim.
Filmde çalan müzik neymiş, kiminmiş, bulamadım bi türlü. Ben de fragmanını açtım yeni sekmede. Baştan baştan onu izliyorum. Fonda da bizim müzik.
Nasıl anlatırım bilemedim ama böyle tüylerim diken diken oluyor, bir tuhaf.
-tam burda video yine bitti, başa sardım-
Eve gelmişim, bir heyecan, gördüğüm herkese filmden ayrıntıları anlatıyorum. O tren bölümünü mesela. Yada turuncu elbiseli kadını, altı yaşındaki veleti. Kimse benim kadar etkilenmiyor. Ne ara annemden daha feminist oldum da haberim yok?
Belgesel film sevmem ki ben aslında. En son bir İki Dil Bir Bavul hoşuma gitmişti. Ondan beri de doğru düzgün bir şey izlememiştim pek. Ama bu film.. ya biri bulsun şu müziği ya yine bitiyoo bittti ya bitti.